Müzik ve Kimlik

Rıdvan Şentürk

Değerlendirme: Betül Sezgin

Küre Yayınları’ndan çıkan Müzik ve Kimlik kitabı üzerine davet ettiğimiz Rıdvan Şentürk’le eserin hangi hassasiyetler gözetilerek yazıldığını konuşarak toplantıya başladık.

Müziğin günümüzde hak ettiği veçhiyle kavranamayışı, sıklıkla suistimal edildiği ve Cumhuriyet dönemi öncesinden günümüze değin araçsallaştırıldığına dair kanaatleri, Şentürk’ü müziği tarihî bir süreç içerisinde araştırmaya sevk etmiştir. Bu araştırmanın temel aldığı iki husus vardır. İlki, politik anlamda müziğin her zaman kullanılan bir araç olarak değerlendirilmesi ve politik kimlikler üzerinden üretilmeye çalışılmasıdır. Diğeri ise üzerinde yaşadığımız toprağın sahiplerinin müziğe gereken ilgiyi göstermemiş olmalarıdır. Çoğunlukla bir eğlence aracı olarak görülen müziğe dair sistematik bir düşünce geliştirilememesi, mevzunun kısır tartışmalar içine hapsedilmiş olması, helâl-haram tartışmasının ötesine geçememesi gibi sorunlar,müziğe farklı biçimlerde yaklaşmak ve çeşitli boyutlarıyla inceleme ihtiyacını düşündürmüştür.

Öncelikle müziğin ne olduğu ya da nasıl olması gerektiği konusunda bir anlayışın vücuda gelmesi, takribinde de müziğin tarihle, toplumla, insanla, evrenle yani varlığın ontolojik boyutlarıyla ilişkilendirilmesi gerekmektedir. Kitabın içeriğinin teoriden ziyade pratik düzlemde seyretmesi bu ilişkinin belli ölçüde ele alınabilmesine imkân vermiştir.

Son iki yüzyıl içerisinde coğrafyamıza bakıldığında ayrışma, çatışma ve etnik bölünmüşlük görülüyor. Farklı kesimler arasında birlik ve beraberlik düşüncesinin geliştirilmesi ve pekiştirilmesine duyulan ihtiyaç aşikâr. Batı’yla olan çatışma kültürüne karşı bir direnç oluşturulmak isteniyorsa bunun her alanda yapılması elzemdir. Coğrafya ve halkların birlikteliğinin daha çok sanat ve kültürle sağlanabileceğini değinen konuşmacı, müzik üzerinden 18. yüzyılda başlayan, 19. yüzyılda artan bir takım ayrışmaların olduğunu ifade etti. Müzik, ayrıştırma politikası oluşturulması ve suni kimliklerin kendi aralarında çatıştırılması için de kullanılan çok tesirli bir araçtır. Kitapta, müzik üzerinden tarih boyunca yapılmış ayrıştırma ve çatışma politikaları eleştirilerek tam tersine müziğin birlik ve beraberliği destekleyen yönüne dikkat çekilmiştir. “Türk müziği/Türk klasik müziği”ni saray müziği veya halk müziği olarak nitelemek doğru değildir. Şentürk, “Türk Klasik Müziği” denilmesinin en uygunu olduğunu dile getirir. Dünyada birkaç tane klasik müzik vardır. Bunların en meşhuru Klasik Batı Müziği’dir. Bir başkası ise Klasik Türk Müziği’dir. Bunların dışında kalan diğer müzik türleri, daha çok etnik müzik olarak görülmektedir. Buna binaen Müzik ve Kimlik kitabı tarih, toplum, devlet, sanat ve kimlik ilişkilerini de tartışıyor. Türk müziği, etnik kimlik etiketini aşmış durumdadır; çünkü tarihsel süreç içerisinde kimlik olabilme şartlarını haizdir. Türk Müziği klasik müziktir; bu yüzden de içerisinde Rum, Ermeni, Keldani vs. farklı etniklerin müzikleri görülebiliyor.

Türklerin bu topraklara gelene kadar yaşadıkları yolculuk esnasında geçtikleri coğrafyalarda mimari ve müzik izler bıraktıkları malûmdur. Sanat alanında ilerleyemeyen ve eser ortaya koyamayan, kendi tarzını biçimlendirip mührünü vuramayan milletler tarihsel süreçte kendi kimliklerini de oluşturamıyorlar. Savaşlar ve yağmalar bir toplumu inşa etmeye yetmiyor. Toplumu özgür ve tarihi süreç içerisinde var kılan yaptığı inşa faaliyetidir. Bunun için özgün bir ruha sahip olunması gerekiyor ve bu, günlük hayatın pratiklerini belirleyen, sanatsal ifadeleri ortaya çıkarmaya imkân tanıyan ruhtur. Şentürk’e göre bir ruhun tarihselleşmesinden bahsedilebilir ve bunun göstergeleri de tarihsel süreç içerisinde ortaya çıkan sanat, kültür, düşünce eserleri olan ruhun somut ifadeleridir.

Son ikiyüz- üçyüz yıllık tarihimize bakıldığında edebiyat, mimari, şiir, müzik gibi sanat dalları arasındaki ilişkinin gittikçe zayıfladığı, her bir alanın spesifikleştiği görülüyor. Sanatla ortaya konabilecek olan varolma şevkini ve sanat argümanlarını kaybetmiş bir topluma dönüşme yolundayız. Bu, hakikatin formu olan güzellikten uzaklaşıldığı anlamına geliyor. Değerlerimiz Anglosakson dünyanın özelliklerine dönüşmeye yüz tutuyor çünkü günlük hayatımızın pratikleriyle tarihsel kimliğimizin irtibatının çok zayıflamıştır. Asıl itici gücü bunlarda gördüğünü ifade eden Şentürk, teknolojide ne kadar ilerlenirse ilerlensin asıl meselenin günlük hayat pratiklerinde olduğuna dikkat çekiyor.

EDİTÖRDEN

SEMİNERLER

Vakıf faaliyetlerinin en gelenekseli olan seminerler, her yıl güz ve bahar dönemlerinde gerçekleşiyor.

DETAYLI BİLGİ


BİZİ TAKİP EDİN

Vakfımızla ilgili gelişmelerden haberdar olmak için e-posta adresinizi bırakabilirsiniz.