Düz Hikâye

SAMFilm Değerlendirme
Yön: David Lynch, ABD, 1999, 89’
 
Değerlendirme: Betül Gültemiz
 
Film, kızı Rose’la birlikte sakin bir hayat yaşayan ihtiyar Alvin Straight’i konu edinir. Alvin kardeşinin kaza geçirdiğini öğrenir ve tüm imkânsızlıklarına karşın yola koyulur. Yolculuk ilerledikçe Alvin’in türlü acıları barındıran ilginç yaşam öyküsü gözler önüne serilir. Yüze odaklanan yakın plan çekimlerle, ifadeler karakterleri tanımlayıcı bir unsur olarak kullanılır. Akıcı, yalın ve düz bir hikâye olmasına karşın, derin içeriği filmin ismine kinâyeli bir anlam kazandırır.
 
Sonuçları değerlendirdiğimizde, her türlü engeli hiçe sayarak çıkılan bir yolculuktur bu. Gözlerinin iyi görmemesi, şeker hastalığı ve kalça kemiğindeki kırık, kahramanımızı 317 mil uzaklıktaki Wisconsin’e yapacağı bu yolculuktan bir an bile alıkoyamaz. Bu zorlu sınav için çim biçme makinesinin arkasına taktığı römorku kullanır ve bu ilginç araca gösterilen tepkilere aldırmadan yoluna devam eder. Yaşamının bir parçasıymış gibi, buğday tarlaları arasında, yolculuğun ritmine uygun bir müzik eşliğinde dinginlikle ilerler. Yanından hızla geçen büyük arabaları, tırları önemsemeden, teknolojinin devasa gücüne karşı kendi iradesini koyarak, mevcutla ve daha fazlasına gerek duymadan yol alır. Amerikalıların büyük, çarpık adımlarına karşılık Alvin küçük ve düzgün adımlarla yolculuğunu sürdürür.
 
Bu uzun yolculukta Alvin’in geçmişindeki hissî deneyimleriyle kesişme noktaları görülür. Bu deneyimleriyle ortak paydalar taşıyan karşılaşmalar da dikkat çeker. Karakterler, giriş cümlelerine, uzun açıklamalara muhtaç olmadan iletişim kurarak aynı acıya ortaklık ederler. Her karşılaşma bir şekilde yapıcı bir sürece dönüşür. Alvin’in bir yere ulaşma çabası dışında farklı bir anlam da kazanan kendi içinde yaptığı yolculuğu aynı zamanda başka yolculuklara da kılavuzluk eder.  
 
Film boyunca mevcut düzene ve düzenin ortaya çıkardığı belirli kalıplara hapsolmuş insan tipleri ve bunlara ilişkin sorgulamalar görülür. Alvin olayları günlük hayatını yaşıyormuşçasına yönlendirerek kendisi ve toplum için faydalı sonuçlar elde eder. Bunu yaparken zaman zaman tepkisiz ve vurdumduymaz tavırlarıyla düzene ilişkin inceden bir karşı duruş sergiler.
 
Aynı hafta içerisinde 13. geyiğini ezmiş olan kadın art arda mazeretler öne sürer ve gemileri sevdiğini söyleyerek uzaklaşır. Bu da vurdumduymaz ve bencil günümüz insanının, sorumsuzluklarına sürekli kılıf uydurarak kendini masumlaştıran sığ düşüncelerini hatırlatır. Alvin ise geyiği yolun ortasından çekerek akşam yemeği olarak yer.
 
Alvin barda eşlik ettiği ihtiyara, yaşamış olduğu yerde karnını doyurmak için nişan almayı öğrendiğini söyler. Ancak savaşın şartlanmışlığı içinde bu özelliğini, gördüğü yuvarlak yüzlü her şeyi öldürmek için kullandığını belirtir. Burada insana yaşamını devam ettirme amacıyla verilmiş olan kabiliyetin, güç elde etmek, sömürmek, yok etmek gibi insan doğasına aykırı şekilde kullanılmasının anlamsızlığına ve küçük düşürücülüğüne dikkat çekilir. Savaş gerekçesiyle meşru kılınmış bazı şeyler, kişinin vicdanıyla baş başa kaldığında aklayamadığı, ömür boyu taşınacak ağır bir yüke, suçluluk duygusuna dönüşür. Tüm unutma çabalarına rağmen üzerinden uzun yıllar geçse de yaşananlar silinemez. Bu iki adamın ve pek çoklarının ruhunda kalan izler çok derin, zihinlerindeki görüntüler çok tazedir.
 
Alvin ile kardeşi arasındaki husumeti ve on yıldır konuşmadıklarını yolculuğun ancak son safhalarında öğreniriz. Son karsılaşmada bir pederin yer alması anlamlıdır. Alvin, pedere kardeşliklerinden, sebeplerin önemsizliğinden ve asıl değerli olanı kaybetmekten duyduğu pişmanlığı dile getirir.
 
Çim biçme makinesi Alvin’i son bir çabayla kardeşine ulaştırır. Kimseye bir kardeşi olduğundan bahsetmemiş olan Lyle, kardeşini sesinden tanır ve karşılık verir. Bu an iki kardeşin uzun yıllar görüşmedikleri halde aslında ne kadar birbirleriyle dolu olduklarını gösterir. Kardeşinin bu yolculuğu hangi şartlarda gerçekleştirdiğini öğrendiğinde Lyle’nin gözleri dolar. İki kardeş uzun uzun birbirlerine bakarlar. Bu bakışlar kullanılabilecek en güzel, en süslü sevgi sözcüklerinden öte bir anlam taşır. Film, parlayan yıldızlarla dolu uçsuz bucaksız bir gökyüzü manzarasıyla sona erer.

EDITOR'S CHOICE

SEMINARS

As the most traditonal activity of BISAV, the courses take place in every fall and spring of a year.

MORE INFO


FOLLOW US

Add your e-mail address here to be informed about our programs (seminars, symposiums, panels, etc.).