Demokrasi’nin Güvenlikleştirilmesi

İsmail Yaylacı

27 Haziran 2009
Değerlendirme: Mehmet Özkan
 
Küresel Araştırmalar Merkezi tarafından düzenlenen Tezat toplantılarının Haziran ayı konuğu Minnesota Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü doktora öğrencilerinden İsmail Yaylacı’ydı. Yaylacı sunumunda, Ortadoğu’da demokratikleşme meselesinin güvenlikleştirme alanı içindeki yerini analiz etmek amacını güderek, bu konudaki literatürü sınıflandırdı.
Konuya altyapı olması açısından giriş bölümünde, Ortadoğu’da demokratikleşme ya da demokrasi meselesinin teröre karşı bir çözüm yolu olarak görüldüğünü belirten Yaylacı, -kalkınma ve demokrasi arasındaki ilişkiye yapılan vurguyu da hatırlatarak- Arap entelektüeller tarafından hazırlanan 2002 kalkınma raporunda sorunların çözümü için dışarıyı suçlamak yerine içeriye bakmak ve sorunlarla yüzleşmek gerektiğini ifade eden fikirlerin öne çıktığını vurguladı.
Yaylacı, Amerikan siyasetinin Ortadoğu’ya bakış açısının ana damarları ile literatürünü bir kavramsallaştırma çerçevesinde ortaya koymaya çalıştı. Sunumunun başında Yaylacı, çalışmasının temel tezi olarak aslında Ortadoğu’da demokrasinin yokluğunun bir güvenlik meselesi yapılmadığını, aksine Ortadoğu’ya gelme ihtimalinin bir güvenlikleştirilme meselesi yapıldığını iddia etti.
Teorik çerçeve olarak Kopenhag Okulu tarafından geliştirilen ‘güvenlikleştirilme’ (securitization) yaklaşımını kullanan Yaylacı, güvenlikleştirmeyi “herhangi bir olağan konunun kendi kontekstinin dışına çıkarılarak daha geniş çerçeveden bir güvenlik sorunsalı olarak görülmesi” şeklinde tanımladı ki bu şekilde yapılan bir tanımlama sonucunda ilgili konuya yönelik yaklaşımlarda ‘olağan’ olan çözümlerin dışına çıkılması meşrulaştırılmaktadır. Yaylacı, demokrasiyi de “kendi kendini etkin bir otonom yapı içerisinde herkesin hayat koşullarını belirleme alanı” olarak gördüğünü belirtti. Yaylacı açıklamalarına aşağıdaki çerçevede devam etti:
Ortadoğu’ya demokrasi getirilmesine yönelik literatürde ve tartışmalarda genelde tüm dünyaca iyi olarak görülen değer ihmal edilmekte ve herkesin hakkı olduğu iddia edilen demokratikleşme, konu Ortadoğu olunca güvenlikleştirilerek olağan durumun dışına çıkarılmaktadır. Literatürdeki üç eğilim 3T ya da 3D olarak özetlenebilir: ‘tekzib’ (denial), ‘tehir’ (deference), ‘tefrik’ (discrimination).
1. Tekzipte “demokrasi terörle savaşta işe yaramaz” ve “demokrasi Amerikan çıkarlarıyla çatışır” gibi argümanlar öne sürülmekte ve özellikle Amerikan çıkarlarıyla demokrasinin çakıştığı durumlarda Amerikan çıkarlarının öncelenmesi gerektiği ifade edilmektedir. Bu açıdan bakıldığında Ortadoğu’da demokrasinin yerleşmesi yanlış ve tehlikeli bir süreçtir.
2. Tehirde, demokratikleşmenin uzun bir sürece yayılması gerektiği; aksi bir dururumun İslâmcı grupların işine yarayacağı vurgulanmaktadır. Özellikle Hamas, Hizbullah, Ihvan-ı Müslimîn ve Türkiye’deki Ak Parti örnekleri bu çerçevede tartışılmaktadır. Bu tez, liberal çevrelerde yaygındır.
3. Tefrik ise sonuca bağlı olarak bu sürece bakmakta ve demokrasinin evrensel bir değer olduğu söyleminin terk edilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu açıdan özellikle Ortadoğu’da demokrasinin desteklenmesi yerine Amerikan çıkarlarıyla çatışmayacak bazı güçlerin desteklenmesi ve diğerlerinin önünün tıkanması gibi bir yaklaşım belirlenerek “demokratik realizm” denilen bir tavır takınılmaktadır.
Bu yaklaşımların birbirleri arasındaki ilişkiler bakılırsa, görülecektir ki bunlar ayrı birer yaklaşım olmaktan ziyade birbirlerinin bir devamıymış gibi bir görünüm arzetmektedir.
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, Ortadoğu’daki demokratikleşme tartışmaları yeni bir sömürgecilik yaklaşımı olarak görülebilir. İslâm Dünyası, özellikle liberal uluslararası sistemde kendisine yer açmaya çalıştığı bir dönemde bu tür söylem ve tartışmalarla yüzleşmelidir.
Sunumunda yukarıda özetlediğimiz açıklamaları yapan Yaylacı, “sözkonusu söylemlerin çeşitli pratik tecrübeler sonucunda ortaya çıkan durumu meşrulaştırmak için mi, yoksa bu söylemlerden yola çıkılarak mı bir siyasa üretimi yapıldığı” sorusunu açıklığa kavuşturmanın, teorik çerçeveyi ve pratik boyutu daha iyi kavramamıza yol açacağını da ifade etti.
Amerikan siyasetinin genelde küresel siyasete, özelde de Ortadoğu’ya yönelik politikaları güvenlikleştirmesi üzerine yoğunlaşan soru ve yorumlar ile program nihayete erdi.

EDITOR'S CHOICE

SEMINARS

As the most traditonal activity of BISAV, the courses take place in every fall and spring of a year.

MORE INFO


FOLLOW US

Add your e-mail address here to be informed about our programs (seminars, symposiums, panels, etc.).